• Dicle Yurdakul

Toplumsal kutuplaşma ve teknoloji: Filtre balonlarını patlatmak mümkün mü?



Popülist iktidarların can damarlarından biri olan kutuplaşmanın yarattığı derin çatlaklar, internet ve teknoloji çağında yeni veri işleme yöntemleri, algoritmalar ve sosyal medyanın da desteğiyle giderek derinleşiyor. Kutuplar arasında hala ortak paydada buluşmayı sağlayabilen, hasarlı da olsa ayakta kalabilmiş köprülerin de birer birer yıkıldığına tanık oluyoruz. Geleneksel medyadaki ağır kamplaşma ve sosyal medyanın yarattığı filtre balonları nedeniyle toplumsal kutuplaşmanın tarafları artık birbirlerinin düşüncelerine maruz dahi kalmıyor, çok daha az ortak zemin paylaşıyorlar. Farklı siyasi ideolojilere, popülizme karşı geliştirilen farklı tutumlara, ülkemizde hızla yükselen bir tansiyon konusu olan göç ve mültecilik konularında farklı perspektiflere sahip olan kişilerle bir araya gelmiyor, gelmek istemiyorlar. Bu kişilere ve düşüncelerine “maruz” kaldıklarında ise farklı seslere kulaklarını tıkıyor, cehalet, olayları ve olguları anlama yetisinden yoksunluk, büyük resmi görememe vb. etiketlerle kategorilere hapsediyor, mevcut filtreleri kendi koydukları ek bariyerler nedeniyle daha da aşılmaz hale getiriyorlar.


Bu durumun oluşmasında siyasi, toplumsal ve kültürel değişkenlerin yanı sıra, internet kullanıcılarının verilerinin kutuplaşmaları körükleyen algoritmalar tarafından ustalıkla kullanımı ve ortaya çıkan sonuçların bu kutuplaşmaları derinleştirici iletişim kampanyalarına dönüştürülmesi de önemli bir rol oynuyor. İçinde yaşadığımız filtre balonları bu kırılımın en büyük katalizörlerinden biri.


FİLTRE BALONLARI, YANKI ODALARI VE KUTUPLAŞMANIN YENİ YÜZÜ

Filtre balonları birer entelektüel izolasyon mekanizması… Bir kısırdöngü halinde büyüyen toplumsal kutuplaşmalar insanları karşıt fikirlerden ve sahiplerinden rahatsız olan ve izole edilmeye oldukça istekli bireyler haline getirdi. Bunca can sıkıcı olay arasında, can sıkıcı fikirlere maruz kalmaktan kaçıyor, filtre balonumuzun içinde yalnızca görmek istediğimiz içeriklere, fikirlere ve kişilere kulak vererek, konforumuzu bozmadan yaşamak istiyoruz. Bu dinamiğin hem yeşerticisi hem de katalizörü olan internet dünyasında, web siteleri, arama motorları ve sosyal medya platformları, kullandıkları algoritmalar aracılığıyla önceki tıklama davranışı, tarama geçmişi ve konum gibi bilgilere dayanarak kullanıcılara yalnızca görmek isteyecekleri bilgileri ve içerikleri gösteriyorlar. Bir kullanıcı olarak hoşuma giden içerikleri görüyor olmam ve bu durumun yarattığı pozitif psikolojik etki dolayısıyla, bu hissimi o web sitesi ya da sosyal mecranın varlığına transfer ediyor, bu platformların sadık bir kullanıcısı haline geliyorum. Bu sayede siteler ve platformlar da daha çok trafik ve tıklanma alıyor ve dolayısıyla reklam gelirleri artıyor. Özetle, temel motivasyon şaşırtıcı olmaktan uzak…


Aslında var olmayan, yaratılmış bir evrenin içinde kendi konforlu alanımda, bana benzeyen insanların bana benzeyen dünya görüşlerini dinleyerek yankı odalarının gönüllü kiracısı haline geliyorum. Google’da karşıma çıkan her arama sonucu kişiselleştirilmiş, Facebook’taki haber akışım bana sadece görmek istediklerimi sunuyor, Twitter ve Instagram’da önüme düşen gönderiler hep benim gibi kişilerden, benim görüşlerimin tekrarı, onamı niteliğinde. Algoritma çalışmadığında ya da gönderimin altına balonumun dışından bir kişinin talihsiz yorumları düştüğünde de elimdeki sihirli değneği kullanmakta hiç tereddüt etmiyorum: engelle! Çelişkili bakış açılarıyla temas etmeyen, entelektüel olarak tamamen izole bir uçan balonun konforu ve rahatlığı… Ta ki balonun patlamasına ve gerçek dünyayla yüzleşmeme neden olan ana kadar…


Sorunun toplumsal boyutları da bu yüzleşme anlarında görünür oluyor. Birbirine ve farklı fikirlere en ufak bir toleransı olmayan, birbirini anlamayan, hatta dinlemek dahi istemeyen insan grupları ve oldukça nadiren meydana gelen fakat başarısızlığa mahkum iletişim girişimleri… Önceki gün bir haber kanalında Altındağ olaylarının ardından Suriyeli mültecilerle yapılan röportajları izledim. İzlerken seslerini daha önce hiç duymadığımı, bugüne kadar hiçbir mecrada düşüncelerini, hislerini dile getirişlerine tanık olmadığımı fark ettim. Benim için önemli bir farkındalık anıydı.


Görünen o ki bizler de kutuplaşmaya meyilliyiz. Alternatif bakış açılarına kulak vermek yerine kulak tıkamayı daha konforlu buluyoruz. Bilgisinden emin bir cehalet, kendince haklı gerekçeleri olan bir öfke, daima üstten bakan bir ayrıştırma… Tüm bu gerçekliğin içinde alternatif bir dünya umudu görmek mümkün mü? İnsan yaşamsal bir güdüyle tutunduğu balonundan, konfor alanından, kendi hoş sedasını dinlediği yankı odalarından vazgeçebilir mi? Kayaları parçalayarak yatağını genişleten bir nehir gibi uçurumlarımızı derinleştiren teknolojilerin, uygulamaların, mecraların, yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek adına kullanılması söz konusu olabilir mi?


Benzer sorunlar ve endişeler tüm dünyada yaşanıyor, benzer sorular tüm dünyada soruluyor ve neyse ki bu sorulara olumlu yanıtlar vermenin mümkün olabileceğine dair kanıtlar da elimize ulaşıyor. Bölücü eğilimlerin tersine çevrilmesi, balonun patlatılması, odanın duvarlarının yıkılması ve farklı sesleri duyabilmek, yine teknoloji sayesinde suyun akışını tersine çevirebilmek olası. Bu amaçla üretilen hizmetlerin ve teknolojilerin sayısı ve başarılı uygulamaları giderek artıyor. Bu başarılı örneklerden biri, 2012 yılında kurulan bir teknoloji girişimi olan AllSides. Farklı düşünceler arasındaki duvarları yıkmak ve diyalogu başlatmak üzere yola çıkan Allsides, filtre balonlarının en yıkıcı etkileri olan bağnazlık ve toleranssızlık düzeylerini düşürmek amacını taşıyor. Medya yanlılığını ölçmek üzere geliştirdikleri algoritma sayesinde farklı fikirlerin savunuculuğunu yapan platformlardaki içerikleri karşıtlık derecelerine göre düzenleyerek kullanıcılarına sunuyorlar.


DENGELİ ARAMA MOTORU ÇÖZÜM MÜ?

Bu sayede çok çeşitli bilgi kaynaklarından teyit edilmiş bilgilere, farklı görüşlere sahip yorumcuların perspektiflerine, olayların farklı kayıtlarına ve yorumlarına erişebilmek mümkün oluyor. “Dengeli arama motoru” adını verdikleri arama aracı sayesinde kullanıcılar yalnızca geçmiş aramaları ve tercihleri baz alınarak hazırlanan arama sonuçlarına değil, çok daha geniş bir yelpaze arasından seçilmiş içeriklere ulaşma şansına erişebiliyorlar. Aslında çok basit ve varsayılan olarak kabul edilebilecek bu hizmetlerden tamamen mahrum edildiğimiz düşüncesi oldukça rahatsız edici, ancak görüyoruz ki bu mekanizmayı tersine çevirmek de mümkün. Allsides, kutuplaşmanın engellenmesi için gerekli becerilerin çok daha erken yaşlarda gelişmesi gerektiği düşüncesi ile okullar için de bir girişim kuruyor. Öğrencilere haber okuryazarlığı, saygılı diyalog ve eleştirel düşünme becerileri kazandırabilmek amacıyla Living Room Conversations ve Mediators Foundation ile kar amacı gütmeyen bir girişim olan AllSides for Schools’u kurarak, toplumsal kutuplaşmayı önlemek üzere oldukça önemli bir adım daha atıyorlar.


Bu gibi girişimlerin sayısı dünyada ve ülkemizde giderek artıyor. Bana göre umut baki… İnsanın kendi yarattığı teknolojilerle tekrar tekrar sınandığı ve sınanacağı bu çağda, teknolojinin sunabileceği tüm olasılıkların insanın niyetiyle bağlı olduğu gerçeğini bir kere daha hatırlamamız gerekiyor. Geriye dönmek, kendimizi bu entelektüel izolasyon çıkmazından kurtarabilmek mümkün. Eğer istersek.

0 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör