• Dicle Yurdakul

Metaverse’te şirketleri bekleyen fırsatlar ve tehditler

Son zamanlarda, özellikle arsa alımları başta olmak üzere Metaverse’te yapılan yatırımların bireyler ve şirketler için gerçek bir fırsat barındırıp barındırmadığı sorusu gündemimizi meşgul ediyor. Bu hafta, mevcut halinde ve gelecek için öngörmeye çalıştığımız Metaverse tasarımında bu sorunun olası cevaplarına ve hangi adımların atılması durumunda olumlu sonuçlarla karşılaşabileceğimize yakından bakalım.


Metaverse temel olarak dört ana alan üzerine inşa ediliyor ve dolayısıyla öncelikli olarak bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin yakalayabileceği fırsatlar barındırıyor:

  1. Sosyal & İnterakfit

  2. Web 3.0- Merkeziyetsizleşme

  3. Oyun – Gerçek Zamanlı 3D

  4. Karma Gerçeklik ve Sanal Dünya

Daha önce de bahsettiğimiz üzere şu anda içinde bulunduğumuz internet çağı olan Web 2.0’da bizi internete bağlayan ara yüzler 2 boyutlu olarak karşımıza çıkan web sayfaları ve uygulamalardı. Ancak Web 3.0’da bu internet sayfaları yerini, içine girebildiğimiz, 3 boyutlu ara yüzler olan Metaverse evrenlerine bırakacak. İnternette, örneğin evrenin oluşumuyla ilgili bir bilgi arattığınızda, bu konudaki makalelere değil, VR gözlüğünüzü takarak doğrudan Big Bang’in 3 boyutlu bir canlandırmasına ulaşabilecek, görme ve işitme duyularınızla ve öncekine kıyasla çok daha deneyimsel bir öğrenmeyle bilgiye erişmiş olacaksınız. Elimizdeki kısıtlı teknolojik imkanlarla dahi pek çok sektörü ve iş yapış biçimini temelinden değiştirecek bir dünyadan bahsediyoruz. Öncelikli olarak oyun, sosyal medya, eğlence ve eğitim sektörlerinde etkili olmasını beklediğimiz Metaverse, tüketici ürünleri ve hizmetleri alanında faaliyet gösteren şirketlerin bilhassa pazarlama departmanlarının da gözlerini kamaştırıyor. Ancak bazı rezervler koymakta da fayda var…



Şu anda Metaverse’ün en hızlı giriş yapan şirketleri tüketici pazarlarına ürün ve hizmet sunan şirketler (B2C). Zira Metaverse’ün, Zuckerberg’ün tasarımında da bahsedildiği üzere öncelikli olarak bir sosyal medya mecrası olarak tasarlandığına tanık oluyoruz (yukarıda bahsi geçen 1 numaralı alan olan Sosyal & İnteraktif başlığı). Tüketici ürünleri üreten şirketlerin son yıllardaki en önemli pazarlama ve satış mecrası olan sosyal medya, artık 3 boyutlu evrenlerde hayatına devam edecek. Bu durumda da “sosyal ticaret” olarak bildiğimiz, şu anda başta Instagram olmak üzere tüm sosyal medya platformlarında ürünlerin doğrudan satışının sağlanmasına ilişkin faaliyetler, üç boyutlu ve çok daha zengin bir deneyim alanı sunan Metaverse üzerinden gerçekleştirilecek. 2021 sonu itibariyle tüm dünyada sosyal ticaretin hacmi 36 milyar doları bulmuş durumda. Bu yeni ve zengin ortamda, ürünleri sadece görerek değil bilfiil deneyerek / deneyimleyerek satın alma imkanına kavuştuğumuzda sosyal ticaret hacminin katlanarak artması sonucu da şaşırtıcı olmayacaktır. Sanal showroomlar, defileler, deneme odaları, akıllı aynalar gibi teknolojiler aracılığıyla bu yeni dünyayı hızla yeni kitlesel alışveriş mecramız haline getirmemiz mümkün. Dolayısıyla benim gördüğüm kadarıyla Mevaterse 1.0’da kendimizi öncelikle dev bir AVM’nin içinde bulacağız. Bu durumdan hoşnut muyum? Hayır. Benim Metaverse hayalim çok daha geniş ve zengin. Dolayısıyla ilk evrildiği yerin bir AVM formu olması bende bir memnuniyetsizlik yaratıyor. Ama ayakları yere basan bir tasavvurda bunun beklenmedik bir durum olduğunu da söyleyemeyiz. Öte yandan bu deneyimler elbette sadece fiziksel ürünlerle sınırlı kalmayacak. Örneğin Sotheby’s kısa süre önce mevcut Metaverse evrenlerinin en gelişmişlerinden biri olan Decentraland’da kendi sanal sanat galerisini kurduğunu duyurdu. Bu galeri üzerinden yalnızca dijital sanat eserleri değil, fiziksel sanat eserleri de alıcılara sunulacak ve tüm sistem NFT’ler üzerinden işleyecek. İmkanlar sınırsız ve özellikle sistemin üzerinde yükseldiği blockchain teknolojisinin gelişmesiyle daha da genişleyecek gibi duruyor.

Metaverse’e geçiş için oldukça erken bir aşamada olduğumuzdan bahsetmek mümkün. Ancak pek çok şirket öncü pozisyonunu kaptırmamak adına şimdiden ciddi yatırımlar yapmaya da başlamış durumdalar.

Bu noktada şirketlerin dikkate alması gereken en önemli konu yatırımların zamanlaması ve fayda-maliyet analizi…. Şu anda bu evrenlerin tüketiciler tarafından kitlesel kabul görmesi ve kullanılması için önümüzde başta altyapı sorunları (internet altyapısı, işlemci hızı, giyilebilir teknolojilere erişim vb.) olmak üzere pek çok engel var. Dolayısıyla şirketin hedef kitlelerinin ne zaman kitlesel olarak bu evrende bulunmaya başlayacağı, burada ne kadar zaman geçirecekleri, tüketicilerin öte evrendeki tüketim davranışlarının fiziksel evrendeki davranışlarına ne kadar benzeyeceği ya da ne kadar farklılaşacağı gibi önemli sorular bizi bekliyor. Sektörler arası yoğun farklılıklar bulunmakla birlikte, oyun, eğlence, medya gibi sektörler dışında şu anda Metaverse’e geçiş için oldukça erken bir aşamada olduğumuzdan bahsetmek mümkün. Ancak pek çok şirket öncü pozisyonunu kaptırmamak adına şimdiden ciddi yatırımlar yapmaya da başlamış durumdalar. Burada en önemli faktörün davranış ve trend araştırmaları aracılığıyla harekete geçmek için doğru zamanı beklemek olduğunu söyleyebiliriz. Şirketler şimdiden sanal toplantılar vb. uygulamalar için Metaverse evrenlerine adım atmış olsalar da, bunun “Ben de buradayım.” demek dışında pek bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Daha önemli olan işin strateji oluşturma ve zamanlama tarafına odaklanmak…


Şu anda Metaverse evrenleri müthiş bir öngörülemezlik içinde, herhangi bir standartlaştırma olmadan, düzensizliğin kaosuyla ilerliyor. Örneğin, birbiri ile rekabet eden çoklu Metaverse evrenleri içinde farklı şirketlerin kendilerine arsalar aldıklarına, bu alanlarda yatırımlar yaptıklarına tanık oluyoruz. Bu evrenlerden hangileri teknoloji, kitlesel kabul ya da operasyonlar anlamında başarılı olacak, hangileri Web 3.0’ın Instagram’ı haline gelirken, hangileri Clubhouse gibi yanıp sönecek, şu anda bilemiyoruz. Halihazırda, farklı şirketler tarafından inşa edilen bu farklı Metaverse evrenciklerinin operasyonları arasında bir geçişkenlik de (interoperability) bulunmuyor. Bir evrenden diğerine geçiş yapmanın mümkün olmaması durumunda, satın aldıkları ürünleri, avatarlarını, elektronik cüzdanlarını ve deneyimlerini evrenler arasında transfer edemeyen kullanıcıların bu duruma nasıl tepki vereceklerini; bu geçişkenlik beklentisiyle daha az başarılı olan bir evreni kendine mesken tutan bir şirketin, yaptığı yatırımın geri dönüşünü alıp alamayacağını şu anda hiçbir şekilde öngöremiyor, bilemiyoruz.


Elbette tüm bu belirsizlikler şirketler açısından büyük birer risk alanı. Bu noktada hem bireylerin hem şirketlerin bu öncül denemelerin pek çoğunun başarısız olacağı ön kabulü ile ilerlemeleri ve yatırım kararlarını bu yüksek belirsizlik ve riskler çerçevesinde almaları gerekiyor.

Etiketler:

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör